Bankacılık Sektörü 2009 Değerlendirmesi



Bankacılık sektörü 2009 yılında iyi bir performans göstermiş, ekonomik faaliyetin finansmanına katkı sağlamıştır. Küresel kriz Türkiye’de de finansal sektörü önemli ölçüde etkilemiştir. Mevduat, yatırım ve kalkınma bankaları açısından bakıldığında, özellikle 2008 yılının son çeyreği ile 2009 yılının ilk çeyreğinde bilanço riskleri hızla artmış, yurtdışı kaynak imkanları daralmış, likidite ihtiyacı yükselmiştir. Ancak, bankaların bilançolarının sağlam olması ve risklerin dengeli dağılması yanında, ilgili kurumlar tarafından alınan önlemler, etkin kamusal denetim ve başarılı risk yönetimi sayesinde Türkiye’de bankacılık sistemi 2009 yılını güven içinde geçirmiş, kamuya sorun yaratmamış, yük olmamıştır. Aksine, ekonomik faaliyetin finansmanına destek olmaya devam etmiştir.



Çok sayıda ülkede mevduata yüzde 100 garanti getirilirken, finansal kurumlara kamu desteği sağlanırken, Türkiye’de mevduat güvencesinde değişikliğe ve bankalara kamu desteğine ihtiyaç duyulmamıştır. Öte yandan, ekonomik faaliyetin hızla daralması, işsizliğin artması ve dış talebin azalması nedeniyle kredi riski artmış, kredi talebi özellikle yılın ilk yarısında ciddi ölçüde daralmıştır. Buna karşılık, bütçe açığı nedeniyle büyüyen kamu kesiminin borçlanma ihtiyacı çok büyük ölçüde bankalar tarafından karşılanmıştır.



Bankacılık 2009 yılında Türkiye’nin “en iyi hikayesi” olmuştur. Bankacılık sektörü, 2009 yılında hem yurt içinde hem de yurt dışında anlatılan “Türkiye’nin iyi hikayesi” olmuştur. Bankalar açısından bu durumu sağlayan ana neden sağlam ve sağlıklı bilanço yapısı, güçlü özkaynaklar ve TL’ye duyulan yüksek güvendir. Bankaların kaynaklarının çok önemli bölümü Türkiye’deki yerleşiklere ait mevduattır. Mevduatın üçte ikisini TL mevduat oluşturmuştur.

Yurtdışından sağlanan kredilerin bilanço içindeki payı yüzde 9 düzeyindedir. Özkaynaklar büyümeye devam etmiştir. Bankaların aktifleri ürün ve müşteri açısından geniş yelpazede bir dağılım göstermektedir. Toplam aktiflerin yüzde 48’ini krediler, yüzde 35’ini menkul kıymetler oluşturmuştur. Kredilerin yüzde 67’si kurumsal, yüzde 33’ü bireysel kredilerdir. Krediler ve menkul değerler cüzdanı geleneksel bankacılık ürünlerini içermektedir, “zehirli varlık” yok denecek düzeydedir. Bankaların risklerinin tamamına yakını Türkiye’nin risklerinden oluşmuştur. Büyüyen özkaynaklar, sağlıklı aktif dağılımı, yüksek likidite, düşen faiz oranı ile daha etkin risk yönetimi, bankaların performansını olumlu yönde etkilemiştir.



Aktiflerin pasiflere göre daha uzun vadeli olmaları nedeniyle, faiz oranlarının düşmesi, 2009 yılında bankacılık sektörünün karını olumlu etkilemiştir. Kar hacmindeki artış özkaynaklardaki büyümeyi desteklemiştir. Yıllık bazda özkaynak karlılığı yükselmiştir. Toplam aktifler, cari fiyatlarla yüzde 13 oranında büyüyerek 799 milyar TL (537 milyar dolar) olmuştur. Toplam aktiflerin gsyih’ya oranı yüzde 84 düzeyindedir. Bilanço içinde, yabancı para cinsinden aktiflerin payı 4 puan düşerek yüzde 27, yabancı para cinsinden pasiflerin payı ise 3 puan düşerek yüzde 32 olmuştur.



Ekonomideki küçülme nedeniyle, kredi stokunun kalitesi azalmış; takipteki krediler artmıştır. Takipteki krediler için ayrılan karşılıklar karlılığı sınırlandırmıştır. Sorunlu kredilerin toplam krediler içindeki payı yüzde 5,4’e yükselmiş, bunların yüzde 85’i için özel karşılık ayrılmıştır. Kredilerin toplam aktifler içindeki payı 2008 yılı sonuna göre 4 puan azalarak yüzde 48'e gerilemiştir. Bireysel kredilerin toplam krediler içindeki payı yüzde 33 düzeyine yükselmiştir. Menkul kıymetlerin toplam aktiflerdeki payı 6 puan artarak yüzde 35’e yükselmiştir. Duran aktiflerin toplam aktifler içindeki payı yüzde 3 düzeyindedir. Toplam mevduat yüzde 12 oranında artarak 507 milyar TL olmuştur. Toplam mevduatın toplam aktiflere oranı yüzde 64’tür. TL mevduatın ortalama vadesi 2,2 ay, yabancı para mevduatın ortalama vadesi ise 2,7 ay düzeyindedir. Yurtdışı bankalardan sağlanan kaynaklar 70 milyar TL (53 milyar dolar) ile toplam aktiflerin yüzde 9’u düzeyindedir: Bu kaynakların büyük bölümü yabancı para cinsindendir.



Özkaynaklarda ve serbest sermayede büyüme devam etmiştir. Özkaynaklar 106 milyar TL (72 milyar dolar), serbest özkaynaklar ise 79 milyar TL (53 milyar dolar) olmuştur. Özkaynakların toplam aktiflere oranı yüzde 13, sermaye yeterliliği standart rasyosu ise yüzde 20,9 düzeyindedir. Özkaynak karlılığı 2,8 puan artarak yüzde 18,3 düzeyinde gerçekleşmiştir. Net dönem karı yüzde 52 oranında artarak, 19,5 milyar TL’ye yükselmiştir. Faiz gelirleri yüzde 1, faiz giderleri ise yüzde 22 oranında daralmıştır. Toplam nazım hesaplardaki artış yüzde 28 olmuştur.



Bankacılık sektöründe 2009 yılında dikkati çeken önemli gelişme, sermaye sahipliğine göre oluşturulan banka gruplarının sektör paylarındaki değişme olmuştur. Kamu sermayeli bankaların toplam kredilerdeki payı 3 puan, mevduat payı ise 1 puan, aktif payı ise 2 puan artmıştır.



Finansal kurumların piyasa değeri Aralık 2009 itibariyle, 2008 yılı sonuna göre yüzde 113 artarak 96 milyar dolar düzeyine yükselmiştir. Bankacılık sektörünün mali yapısının güçlü olması ve karlılığının artmasının yanında, Türkiye’nin kredi notunun yükselmesi finansal kurumların piyasa değerinin artmasını sağlamıştır. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda işlem gören finansal kurumların piyasa değeri, hisseleri işlem gören tüm şirketlerin piyasa değerinin yüzde 41’ini oluşturmuştur.



Kredi kartı işlem hacmi yüzde 10 oranında artarak 205 milyar TL, banka kartı işlem hacmi ise yüzde 21 oranında artarak 188 milyar TL düzeyinde gerçekleşmiştir. İnternet bankacılığı müşteri sayısı 2009 yılında bir önceki yıl sonuna göre yüzde 15 artarak, 5,9 milyon kişiye yükselmiştir.



2009 yılında, 32’si mevduat, 13’ü kalkınma ve yatırım, 4’ü katılım olmak üzere 49 banka faaliyet göstermiştir. Sermayesinin yüzde 51’i veya daha fazlası yurtdışında yerleşik yatırımcılara ait olan mevduat bankalarının sayısı 17, kalkınma ve yatırım bankalarının sayısı ise 4 olmuştur. Yurtdışı yerleşik yatırımcılarla stratejik ortaklık anlaşması yapan dört banka dahil edildiğinde, bu sayı 24’e yükselmektedir. Bankaların 13 tanesi Avrupa, 5 tanesi Ortadoğu, 4 tanesi ABD ve 1’er tanesi de Asya ve Afrika bölgesi kaynaklıdır.



Şube sayısında ve istihdamda 2003 yılında başlayan artış eğilimi 2009 yılında da, küresel krize rağmen sürmüştür.



AB ülkeleri ile karşılaştırıldığında, 2008 yılı verilerine göre Türkiye bankacılık sektörü aktif büyüklüğü, AB27 içindeki on beşinci sıradadır. Kişi başına aktif, AB ortalamasında, Türkiye’den 16 kat daha büyüktür. 2002-2008 döneminde yaşanan istikrarlı büyümeye ve kredi arzındaki artışa rağmen, Türkiye'de bankacılık sistemi, AB ülkeleri ile karşılaştırıldığında oldukça küçük bir ölçeğe sahiptir.



Kaynak: TBB Raporu (TBB tarafından verilen kısmi yayın izinine dayanılarak kısmen alıntı yapılmıştır)