Finansal Piyasalar Değerlendirmesi



Yılın ilk çeyreğindeki ekonomik performansın beklenenden güçlü gerçeklesmesi ile küresel ekonomi için yapılan 2010 yılı büyüme tahminleri yukarı doğru güncellenmistir. Nitekim IMF, Temmuz 2010 raporunda 2010 yılı dünya hasıla artıs oranını %4,2’den %4,6’ya yükseltmistir. Ayrıca, 2010 yılı ikinci çeyreğinde Almanya ve Fransa’nın yüksek büyüme oranı kaydetmesi, gelismis ekonomiler için yapılan 2010 yılı öngörülerini olumlu yönde etkilemistir. Bazı gelismis ekonomilerin kamu borç stoku sorunlarının derinlesmesi ve bunun bir ülke riski haline dönüsmesi, finansal piyasaları olumsuz etkilemistir. Bu gelismeler, bankacılık kesiminin kredi arzını göreli olarak sınırlamıstır. Tüm bu hususlar, küresel ekonomik aktivitenin yılın ikinci yarısında bazı sıkıntılar yasayabileceğine isaret etmektedir. Küresel büyümenin iticisi konumuna gelen gelismekte olan ekonomilerin performanslarında da 2010 yılı için %6,3’ten %6,8’e bir güncelleme olmustur. IMF tarafından 2011 yılı için yapılan tahmin ise, 0,1 puan asağıya, %6,4’e çekilmistir. Finansal piyasalardaki gelismelerde de artan ülke riskleri belirleyici olmustur. Borsalarda Nisan-Haziran döneminde yasanan kayıplar, Temmuz sonrasında ancak bir ölçüde telafi edilebilmistir. Ancak, risk istahındaki azalma ve spreadlerdeki göreli yükseklik sürmektedir.



Türkiye ekonomisi, 2009 yılının ilk çeyreğinde girdiği hızlı toparlanma sürecine devam etmektedir. Nitekim, 2010 yılının ilk iki çeyreğinde sırasıyla %11,7 ve %10,3 ile çift haneli büyüme performansı yakalanmıstır. Türkiye mevcut performansıyla, küresel kriz sürecini iyi yöneterek, muadil ekonomilere göre daha iyi durumda olma konumunu korumaktadır. Đsgücü piyasasındaki olumlu gelismeler devam etmektedir. Sanayi üretimi, kapasite kullanım oranı, tüketici güveni ve reel kesim güveni gibi öncü gösterge niteliği tasıyan verilerin son dönem değerleri, 2010 yılının üçüncü çeyreği için ekonominin toparlanma hızında ılımlı bir yavaslamaya isaret etmektedir. Đç talep göreli olarak gücünü korumasına rağmen, Avrupa ülkelerinde ortaya çıkan sorunlar paralelinde, dıs talepte görülen zayıflama, beraberinde hissedilir bir dıs ticaret ve cari açık sorununu gündeme getirmektedir.



Finansal sektörün aktif büyüklüğü, 2010 yılı Haziran ayı sonu itibarıyla bir önceki yıl aynı döneme göre %18 artıs göstermistir. Bankaların toplam aktif büyüklüğü, 2010 Haziran ayında %18,3 oranında artmıs ve bu dönemde, finansal sektör içinde, %80’e varan payı ile bankacılık sektörü ağırlığını korumustur. Bankacılık sektörünün sube ve personel alanlarında büyümesi, 2009 yılındaki yavaslamaya rağmen 2010 yılında devam etmektedir. 2010 yılı ikinci çeyrekte personel sayısında artıs, birinci çeyrektekinin neredeyse 3 katına denk gelmektedir. Bu gelisme, son yıllarda ekonomik daralma döneminde asgari istihdam kaybı ile genel ekonomiye istihdam katkısı sağlamaya devam eden sektörün, büyüme dönemlerinde çok daha güçlü katkı sağlama potansiyeli olduğuna isaret etmektedir.

Sektörün sermaye yeterliliği rasyosu 2010 Haziran ayında %19,2’ye gerilemis olmakla beraber, yasal sınırın ve hedef oranın çok üzerindeki seyrini devam ettirmektedir. Serbest sermaye/toplam özkaynaklar oranının artıs eğilimini koruması ve toplam özkaynaklar kalemindeki artıs eğilimi, SYR seviyesi ile birlikte sermaye yapısı anlamında güçlü bir görünüm ortaya koymaktadır. 2009 yılı basından beri %70 ve üzerinde bir hareket izleyen bilanço dısı islemlerin toplam bilanço büyüklüğüne oranı, türev islemlerde ve cayılabilir kredi tahsis taahhütlerinde gözlenen dikkat çekici artısların (sırasıyla yıllık %56 ve %1.442,4) etkisiyle 2010 yılının Haziran ayında %100’e yaklasmıstır. Krediler kaleminde, 2010 yılı ikinci çeyrekte gözlenen %23,5 oranındaki büyümenin en önemli alt bileseni, bir önceki yıla göre %46,5 artıs gösteren isletme kredileri olmustur. Bu dönemde, diğer yatırım kredileri hariç tüm kredi alt gruplarında bir önceki yıla göre yüksek büyüme oranları yakalanmıstır. Tüketici kredileri, Haziran 2010’da bir önceki yıl aynı döneme göre %26,7 artıs gösterirken, kredi kartlarının %13,5 oranında büyümesi ekonomide iç talebin canlanması yönünde bir isaret olarak görülebilir. Đhracat kredilerinin büyüme hızının Haziran 2010’da artmaya devam etmesi ise, ihracat anlamında olumlu bir görünüm ifade etmektedir.



Bankacılık dışı finansal kesimin toplam aktifleri, küresel krizin olumsuz etkilerine rağmen büyümeye devam etmistir. Bu kapsamda toplam aktifler, Haziran 2010 itibarıyla bir önceki yılın aynı dönemine göre %4,8 artmıs ve 28,8 milyar TL’den 31,8 milyar TL’ye yükselmistir. Bu dönemde sektör bazında, finansal kiralama, faktoring, tüketici finansman ve varlık yönetim sirketlerinin toplam aktifleri sırasıyla, 14,2 milyar TL., 12,3 milyar TL., 4,7 milyar TL. ve 484,5 milyon TL. olarak gerçeklesmistir. Bankacılık dısı finansal kesim içinde sektör ağırlıkları değerlendirildiğinde, finansal kiralama sektörünün payının, geçen son bir yıllık süre zarfında %53,6’dan %44,8’e düstüğü, faktoring sektörünün payının aynı dönemde %29,2’den %38,8’e yükseldiği, tüketici finansman sirketleri ve varlık yönetimi sirketlerinin payının ise değismeyerek yaklasık %15 ve %1,5 oranlarında olduğu görülmektedir. Kârlılık bakımından bankacılık dısı finansal kesim, 2010 yılının ilk yarısında oldukça olumlu bir performans sergilemistir. Finansal kiralama, faktoring, tüketici finansman ve varlık yönetim sirketlerinin net dönem kârı, sırasıyla 268,3 milyon TL., 193,7 milyon TL., 29,2 milyon TL. ve 27,4 milyon TL. olarak gerçeklesmistir.



Bankacılık sektöründe kredi riskine esas tutar artısını sürdürürken, bankaların tahsili gecikmis alacaklarındaki düsüs ise devam etmektedir. Bankacılık sektörünün tahsili gecikmis alacakları, 2010 yılının ikinci çeyreğinde, bir önceki çeyreğe göre %2 oranında azalarak 21 milyar TL’ye, takibe dönüsüm oranı ise %4,9’dan %4,4’e gerilemistir. Kredi kartları tahsili gecikmis alacaklar içinde en yüksek paya sahip alt sektör olmayı sürdürmektedir. Bankacılık sektörünün piyasa riskine esas tutarının söz konusu dönemde % 3,3 artısla 28,5 milyar TL’ye ulastığı görülmektedir. Bankaların ticari portföylerinde bulundurdukları sabit faizli DĐBS tutarında görülen azalıs dikkat çekmektedir.



Haziran 2010 döneminde, bankacılık sisteminde birinci vade dilimine iliskin olarak hem toplam yasal likidite yeterlilik oranı, hem de yabancı para likidite yeterlilik oranı Mart 2010 dönemine göre azalmıstır. Bu dönemde, yükümlülük doğuran türev islemlerdeki artıs nedeniyle ikinci vade dilimine iliskin likidite yeterlilik oranları da gerilemistir. Bankaların varlıkları ve yükümlülükleri arasındaki likidite dengesinin izlenmesi ve değerlendirilmesi amacıyla hesaplanan ve Mart 2010 itibarıyla %10,9 olan stok değer likidite oranı ise Haziran 2010 itibarıyla %10,8 olarak gerçeklesmis ve yasal sınırın üzerindeki seyrini devam ettirmistir. Kredi yoğunlasması açısından yapılan inceleme, Haziran 2010 itibarıyla bankaların özkaynaklarının %10’undan büyük krediler toplamının özkaynaklara oranının, 2010 yılı ilk çeyreğine göre 11,3 puanlık bir artısla %34,9 düzeyine yükseldiğini göstermektedir. Halihazırda kredilerin %49,2’si 1 milyon TL’den büyük tutarlıdır. Müsteri sayısı açısından yoğunlasma ise 51 bin TL’den az krediler grubunda bulunmaktadır. Kredi müsterilerinin %98,1’i 51 bin TL’den az tutarda kredi kullanmıstır. Vadesiz ve 3 aya kadar vadeli olan mevduat, toplam mevduatın %92,5’ini olusturmaktadır. Bu durum Türk bankacılık sektörü için yapısal bir özellik arz etmektedir.



Bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik rasyosu (SYR), Haziran 2010 itibarıyla %19,2 düzeyindedir. Yılın ikinci çeyreğinde SYR’de meydana gelen 0,7 puanlık düsüs, özkaynaklarda meydana gelen %2,9 oranındaki artıs karsısında risk ağırlıklı varlıkların %6,9 oranında artmasından kaynaklanmaktadır. Risk ağırlıklı varlıklardaki artıs esas itibarıyla, kredi riskine esas tutardaki artıstan olusmaktadır. Yılın ikinci çeyreğinde kalkınma ve yatırım bankalarının SYR’sinde 0,1 puanlık kısmi bir artıs yasanırken, diğer fonksiyon gruplarının SYR’leri, kredi riskine esas tutarlarındaki görece yüksek artıs sebebiyle düsmüstür. Bankacılık sektörünün dönem net kârı, 2010 yılı ikinci çeyreğinde geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %10,4 oranında artmıs ve 12,2 milyar TL düzeyine ulasmıstır. Kârlılıktaki yıllık artıs oranı, önceki çeyrekte görülen artıs oranının altında gerçeklesmistir. Sektörün toplam gelirleri, geçen yılın aynı dönemine göre 5,5 milyar TL azalırken, toplam giderler 6,9 milyar TL azalmıstır. Tahsili gecikmis alacaklar için ayrılan özel karsılıkların 1,9 milyar TL azalması dolayısıyla toplam giderlerde meydana gelen düsüs, bu dönemde kârlılığı olumlu etkilemistir.



Bankacılık sektörünün aktif ve özkaynak kârlılığı, 2010 yılı ikinci çeyreğinde sırasıyla %2,6 ve %19,1 düzeyindedir. Haziran 2010 itibarıyla varlıkların gelir yaratma oranı, faiz oranlarındaki düsme dolayısıyla önceki yılın aynı dönemine göre 1,7 puan azalmıstır. Faiz gelirlerinin faiz giderlerini karsılama oranı, 2010 yılı ikinci çeyreğinde 2009 yılı Haziran ayına göre artmakla beraber, bir önceki çeyreğe göre azalmıstır. Net faiz marjı ise, geçen yılın aynı dönemine göre kısmi bir düsüs göstermistir. Stres testi çalısması kapsamında uygulanan duyarlılık ve senaryo analizleri sonuçları, risk faktörlerine uygulanan olası soklarda bile sektörün sermaye yeterliliğinin güçlü kaldığını göstermektedir. Duyarlılık analizi sonuçlarına göre, bankaların toplam ticari porföyünün değerinin faiz oranı değisimlerine olan duyarlılığı bir önceki döneme göre azalmıs , hisse senedi fiyatı değisimlerine olan duyarlılığı ise bir önceki döneme göre artmıstır. Senaryo analizleri sonuçları ise, tahmini toplam zararın en yüksek olduğu senaryonun, faiz artısı senaryosu olduğunu göstermektedir. ĐMKB’de düsüse iliskin senaryolarda, tahmini zarar daha az olmaktadır. Tahmini SYR üzerindeki etkiler, tahmini zarar sonuçları ile paralel yöndedir.



Kaynak: BDDK Raporu (BDDK tarafından verilen kısmi yayın izinine dayanılarak kısmen alıntı yapılmıştır)