Merkez Bankası



Bir ülkenin finansal sistemi içerisinde yer alan dört temel aktörünü
• Merkez bankası,
• Finansal aracılar,
• Fon fazlası olanlar,
• Fon açığı olanlar,
şeklinde sıralamak mümkündür. Bu dört temel aktör içerisinde yer alan merkez bankası gerek görevleri, gerekse aktif büyüklüğü açısından en önemlisidir. Bu önemine karşın, merkez bankasının kısa ancak, üstlendiği fonksiyonları tam olarak açıklığa kavuşturabilecek şekilde kapsamlı bir tanımını yapmak oldukça güçtür. Bir merkez bankasının tanımı kendisine yüklenilen fonksiyonlara göre yapılabilir. Bu fonksiyonlarsa zamana, ihtiyaçlara ve ülkenin finansal sisteminin yapısal özelliklerine göre değişebilmektedir. Buna karşın, merkez bankasını, “temel görevi, ülkedeki para miktarını kontrol etmek olan kurum” şeklinde tanımlamak genel bir eğilimdir.



Merkez bankacılığı özel ekonomik birimlerle çok az sayıda işleme girmesi, temel olarak ticari bankalar ve devletle ilişki içerisinde bulunması nedeniyle normal ticari bankacılıktan ayrı bir faaliyet konumundadır. Merkez bankacılığının kökeni günümüzden yaklaşık üç yüzyıl öncesine gitmektedir. Dünyadaki ilk merkez bankası 1668’de kurulan İsveç Merkez Bankası (Sveriges Riksbank)’dır. İsveç Parlamentosu, başlangıçta para ihraç etme yetkisi olmayan Sveriges Riksbank’ın yönetim sorumluluğunu oluşturulan bir komisyona vermiş ve Banka ancak 1789 yılında ‹sveç devletinin ödeme aracını ihraç etme yetkisi elde etmiştir. 1897 yılında çı- karılan yasayla Riksbank yasal ‹sveç parasını ihraç etme tekeline sahip olmuştur.



Dünyada oluşturulan ikinci merkez bankası 1694 yılında kurulan İngiltere Merkez Bankası (Bank of England)’dır. Ancak, adı geçen bankaya tekelci bir güce sahip olarak para ihraç etme yetkisi 1833 yılında verilmiş ve 1844 yılında çıkarılan bir yasayla Banka, merkez bankası gücü kazanabilmiştir. 1800’lü yılların sonlarına kadar sadece bu iki banka, merkez bankası konumunda olan bankalardır. Kurulan merkez bankalarının sayısında, 19’ncu yüzyılın sonlarından itibaren ve 20’nci yüzyı lın ilk yarısında önemli bir artış gözlenmiştir. Bu nedenle, günümüz merkez bankacı lığı nispeten yeni bir gelişme olarak değerlendirilmelidir. Tıpkı elektrik enerjisi ve otomobil gibi, merkez bankaları da 20’nci yüzyılın ürünü olarak kabul edilmektedir. Örneğin; Amerika Birleşik Devletleri’nde merkez bankası (Federal Reserve System) 1913 yılında kurulmuş ve 1914 yılında faaliyete geçmiştir. Öte yandan, Türkiye’de merkez bankası (T.C. Merkez Bankası) 1930 yılında, Kanada’da merkez bankası (Bank of Canada) 1934 yılında kurulmuştur.



Modern bir parasal sistemin önemli bir ayağını oluşturan merkez bankası, ülke ekonomisinin sağlıklı işleyebilmesi ve devletin mali işlemlerinin yerine getirilebilmesi açısından gerekli bir kurum olarak ortaya çıkmıştır. Her ülkede merkez bankacı lığı görevini yerine getiren kurumun örgütlenmesi farklı biçimlerdedir. Bazı ülkelerde merkez bankası tamamıyla devlet bankası niteliğindeyken, bazılarında bir kısmı devlete ait, bazılarındaysa devletten bağımsız bir kurum niteliği taşımaktadır.


Sitemap Xml Sitemap Html Sitemap Txt Fatura Sorgulama Turkey Travel Turkey Hotels Descriptions Hotels & Travel Disaeses & Disorders