Günlük konuşma dilinde kullanılan şekliyle “para” sözcüğü, birçok anlama gelmesine karşın, iktisatçılar açısından “para” kavramı özel bir anlam taşır. Kavram kargaşasına düşmemek için iktisatçıların kullandıkları “para” kavramıyla günlük dilde kullanılan “para” kavramının hangi yönlerden farklı olduğunu ortaya koymamı z gerekir. ‹İktisatçılar parayı (ya da aynı anlama gelmek üzere para arzını), “satın alınan mal ve hizmetlerin bedelinin karşı tarafa aktarılmasında ya da borçların geri ödenmesinde genel kabul gören her şey” biçiminde tanımlarlar. Cüzdanınızdaki bozukluk ve banknotlardan oluşan nakit, yukarıdaki tanımlamaya uygun olduğu için, paranın bir türüdür ve bu unsurlar iktisatçılar tarafından nakit olarak adlandırılırlar. Aslında günlük konuşma dilinde insanların çoğu “para” dedikleri zaman “nakit” kavramını kastetmektedir. Örneğin; bir arkadaşınız “çok az param kaldı” dediği zaman, arkadaşınızla “para sözcüğü ile ne kastediyorsun?” şeklinde bir tartışmaya girmeksizin, cüzdanındaki nakdi kastettiğini düşünürsünüz.
Para, sadece nakit olarak tanımlandığında, iktisatçılar açısından çok dar bir anlam taşımaktadır. Çünkü; satın alınan bir mal karşılığında ödeme yapılırken ya da borçlar geri ödenirken, çek de kullanılabilmektedir. Bu durumda çek, bir ödeme aracı olarak kabul edildiği için, bankalardaki çek yazılabilen mevduat hesaplarını da para olarak kabul etmek gerekir. Çek yazılabilen mevduat hesaplarının temel özelliği, istendiği anda bankadan çekilebilen, yani istendiği anda nakde dönüştürülebilen türden mevduat olmasıdır. Bu tür mevduat vadesiz mevduat olarak adlandı rılmaktadır. Bu durumda karşımıza bir başka soru çıkmaktadır: ‹stendiği anda nakde ya daa vadesiz mevduata dönüştürülebiliyorsa bankalardaki vadeli mevduatları da para olarak kabul etmek gerekmez mi? Bu soruya açık bir cevap verilemediğ i için, zaman zaman daha kapsamlı para tanımlamalarına ihtiyaç duyulabilir. Görüldüğü gibi, iktisatçılar açısından paranın ya da aynı anlama gelmek üzere para arzının tek ve kesin bir tanımı bulunmamaktadır.
Yukarıda, günlük konuşma dilinde genellikle nakit ve para sözcüklerinin eşanlamlı olarak kullanıldığını ifade ettik. Aslında günlük konuşmalarımızda kimi zaman “para” ve “servet” sözcüklerini de eşanlamlı olarak kullanırız. Bir kişi hakkında “müthiş parası var, çok zengin birisi” dendiği zaman, bu kişinin sadece büyük miktarda nakde ve mevduat hesabına sahip olduğu kastedilmemekte, aynı zamanda sahip olduğu tahviller, otomobiller ve evler de vurgulanmaktadır. Görüldüğü gibi, parayı sadece nakit olarak tanımlamak oldukça dar bir kavramı gündeme getirirken, yukarıda ifade edilen yaygın kullanım şekli de oldukça geniş bir kavrama karşılık gelmektedir. Bu nedenle, iktisatçılar “para” kavramıyla sahip olunan toplam değerleri ifade eden “servet” kavramını birbirinden ayırırlar. Servet sadece sahip olunan para miktarı değil, sahip olunan tahviller, hisse senetleri, değerli tablolar, toprak, mobilyalar, arabalar, mücevherler ve evler gibi diğer varlıkları da kapsar.
Öte yandan, günlük dilde para kimi zaman, iktisatçıların gelir olarak adlandırdı kları kavramla da eşanlamlı olarak kullanılmaktadır. Örneğin; “iyi bir iş buldu, çok güzel para kazanıyor” dendiği zaman, burada parayla kastedilen şey, iktisatçı- ların “gelir” olarak adlandırdıkları kavramdan başka bir şey değildir. ‹ktisadi açıdan gelir, belirli bir zaman dilimindeki kazancı ifade eden bir akımdır. Aksine, para bir stoktur; yani, zamanın belirli bir noktasında ifade edilebilen kesin bir miktardır. Örneğin, bir kişi 2 milyar lira geliri olduğundan söz ettiği zaman, bu miktarın yılda mı, ayda mı yoksa haftada mı kazanıldığını bilmeden, kazancın az ya da çok olduğ u konusunda bir değerlendirme yapamazsınız. Ancak, bir kişi “cebimde 50 milyon lira var” dediği zaman bunun, tam olarak ne miktar olduğunu anlarsınız. Görüldüğ ü gibi günlük dilde para ve gelir eşanlamlı kullanılabilmesine karşın, iktisadi açıdan aralarında çok önemli bir fark bulunmaktadır: Gelir bir akım değişkendir, paraysa bir stok değişkendir. Bu nedenle kimi zaman, para arzı yerine, aynı anlama gelmek üzere, “para stoku” deyimi de kullanılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalarımıza göre, bir ekonomide kullanılan para, farklı biçimler alabilmektedir. Bunun da ötesinde, bir toplumda para olarak kabul edilen nesne, bir başka toplumda para olarak kabul edilmeyebilir. Hatta, bir toplumda belirli bir dönem para olarak kullanılan ödeme aracı, daha sonraki bir dönemde para olarak kabul görmeyebilir. Kısaca, para denilen nesne kapsamı zamana ve mekana bağlı olarak değişim sergileyen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Temel olarak neyin para olduğu, onun bir ödeme aracı olarak kabul edilmesine bağlıdır. Herhangi bir şeye para niteliği kazandıran unsur, aktarılan değer karşılığında ödeme aracı olarak kullanılan bu “şeyi” halkın kabul edip etmemesidir. Bu kitap genel olarak “para” sözcüğüyle, satın alınan mal ve hizmetlerin bedelinin ödenmesinde ya da borçların tediyesinde kabul edilen şeyler kastedilmekte, bu kavram nakit, gelir ve servet kavramlarından farklılıklar taşımaktadır.