Merkez bankalarının kullanabileceği genel para politikası araçlarından birisi
olan zorunlu rezerv oranlarıysa para çarpanı aracılığıyla para arzını kontrol etmeye
dönük para politikası aracı niteliğindedir.
Para arzının belirlenme mekanizmasını incelerken gördüğümüz gibi, zorunlu rezerv oranındaki değişiklikler para çarpanını ters yönde etkilemektedir. Merkez bankasının zorunlu rezerv oranını yükselttiği bir ortamda, bankacılık sisteminin kaydi para yaratma kapasitesinde bir daralma olacağı için, çarpanın değeri düşecek ve diğer koşullar sabitken para arzında bir azalma ya da para arzı artış oranında bir yavaşlama ortaya çıkacaktır. Bunun tersi durumda, merkez bankasının zorunlu rezerv oranını düşürmesi halinde, yukarıdaki süreç tersine çalışacak ve para çarpanındaki artış, diğer koşullar sabitken, para arzında bir artışı gündeme getirecektir. Bu ünitenin başlangıcında ele aldığımız gibi, zorunlu rezerv oranındaki artış, bankacılık sisteminin rezerv talebini arttıracağı için, faiz oranında bir yükselme eğilimi ortaya çıkar. Tersine, merkez bankasının zorunlu rezerv oranını düşürmesi, rezerv talebini düşürecek ve bankalararası para piyasasında faiz oranı düşme eğilimine girecektir.
Zorunlu rezerv oranındaki değişiklikler sonucunda, bankaların bilançoları, bu değişikliğe çok kısa sürede uyum gösterir. Bu nedenle, zorunlu rezerv oranı değişikliklerinin para arzı üzerindeki etkisi de oldukça çabuk hissedilir. Ekonomik koşulların acil tedbir gerektirdiği bir ortamda, zorunlu rezerv oranının kullanımı, diğer araçlara göre, tercih edilebilir.
Diğer araçların işe yaramaması durumunda, parasal tabandaki değişiklikleri dengelemek amacıyla da zorunlu rezerv oranı kullanılabilir. Bu durum, özellikle hazinenin yoğun borçlanma eğilimi gösterdiği durumlarda oldukça önemli bir avantajdır.
Zorunlu rezerv oranının yukarıda kısaca değinilen avantajlarına karşın, önemli bazı dezavantajları da söz konusudur. Bu nedenle, günümüzde birçok iktisatçı, zorunlu rezerv oranlarının, bir para politikası aracı olarak kullanılamayacağını savunmaktadır. Öncelikle, zorunlu rezerv oranı para arzında ince ayar yapmaya elverişli değildir. Örneğin; bankacılık sisteminde, 10 katrilyon liralık bir mevduat hacmi varsa zorunlu rezerv oranının 1 puan arttırılması, bankacılık sistemini 100 trilyon liralık ek rezerv bulma zorluğu içine sokacaktır. Zorunlu rezerv açıklarını kapatmak zorunda olan bankacılık sisteminin aşırı derecede artan rezerv talebi, faiz oranı üzerinde artma yönünde önemli bir baskı yaratır. Öte yandan, zorunlu rezerv oranını kullanarak, para arzında küçük çaplı değişiklikler yapmak da mümkün değildir. Örneğ in, zorunlu rezerv oranının %5 düzeyinden %5.001 gibi bir düzeye yükseltilmesi, pratikte çok büyük güçlükler yaratacağından uygun bir tercih değildir.
Zorunlu rezerv oranı, esnek bir para politikası aracı değildir. Zorunlu rezerv oranını bugün yükseltip bir hafta sonra düşürmek, piyasalarda, hem merkez bankası nın inandırıcılığı, hem beklentiler ve hem de banka rezervleri açısından olumsuzluklar ve belirsizlikler yaratacaktır. Zorunlu rezerv oranının sık sık değiştirilmesi, bankacılık sisteminde belirsizlik yaratacağı için, likitide yönetimini güçleştirir.
Yukarıda değinilen sakıncaları nedeniyle zorunlu rezerv oranı, günümüz merkez bankaları tarafından parasal kontrol amacıyla fazlaca kullanılmayan, bir para politikası aracıdır. Bu nedenle, bazı iktisatçılar, zorunlu rezerv sistemine gerek kalmadığı nı ve bunun parasal kontrol amacıyla kullanılmadığını ifade ederek, zorunlu rezerv uygulamasına son verilmesi gerektiğini savunmaktadırlar.