Türkiye'nin 2009 Ekonomik Performans Değerlendirmesi



Ekonomik açıdan, 2009 yılı dünya ekonomisi için oldukça sancılı geçmiştir. Dünya genelinde, derin, yaygın ve yüksek hasarlı bu dönem çok sayıda iktisatçı tarafından “küresel kriz” olarak değerlendirilmiştir. Küresel krizin başladığı ve derin izler bıraktığı alan finansal sektör olmakla birlikte, gelişmelerden hemen hemen tüm sektörler olumsuz yönde etkilenmiştir. Uluslararası Para Fonu’na göre dünyada yaratılan gelir ve ticaret hacmi son 40 yılda yaşanan en şiddetli hızda küçülmüştür, çok yüksek boyutlarda servet kayıpları yaşanmış, işsizlik hızla artmış, bütçe açıklarının ve kamu borç stoklarının milli gelire oranı yükselmiş, emtia fiyatları düşmüş, gelişmekte olan ülkelere sermaye girişi azalmış, güven sarsılmış, belirsizlik artmıştır. Çok sayıda ülkede finansal sektör aracılık işlevini göremez, piyasalar çalışamaz hale gelmiştir.



Hükümetler ve uluslararası kuruluşlar, finansal sektörün yeniden çalıştırılması, dünya ekonomisindeki küçülmenin durdurulması/yavaşlatılması ve güvenin yeniden tesis edilmesi amacıyla uluslararası kuruluşların da katılımı ile işbirliği içinde hareket etmeye başlamışlardır. Koordinasyonun daha iyi sağlanmasını teminen Türkiye’nin de yer aldığı G-20 ülkeleri, 2008 yılının son çeyreğinden itibaren uluslararası alanda uygulanacak önlemlere ilişkin öneriler getirmiştir. Kamu kesimi, para ve maliye politikası yoluyla ekonomilere müdahale etmiştir; merkez bankaları, faiz oranlarını hızla aşağıya çekerken, piyasalara ve finansal kurumlara likidite desteği, hükümetler de finansal kurumlara sermaye desteği sağlamışlardır.



Öte yandan dünya genelinde faiz oranlarında yaşanan düşüş ve likidite imkanlarının genişlemesi sonucu finansal varlık fiyatları özellikle yılın ikinci yarısından itibaren hızla yükselmiştir. Alınan tedbirlerin reel ekonomi üzerindeki etkileri sınırlı kalırken, daha çabuk tepki verebilen finans piyasalarında daha güçlü bir toparlanma görülmüştür.

Uluslararası gelişmelerden ülkemiz de önemli ölçüde etkilenmiştir. Dünyaya benzer şekilde, gelir düşmüş, özel sektörde talep daralmış, dış ticaret hacmi küçülmüş, bütçe açığı artmış, işsizlik oranı yükselmiş, sermaye girişi azalmıştır. Buna karşılık, enflasyon ve faiz oranları tarihsel olarak düşük düzeylere gerilemiştir.



Sabit fiyatlarla gayri safi yurtiçi hasıla 2009 yılında yüzde 4,7 küçülmüştür. Sabit sermaye yatırımları yüzde 19,2, toplam tüketim ise yüzde 1 oranında daralmıştır. Toplam tasarruf açığının gsyih’ya oranının yüzde 2,3 olduğu, kamu kesimi tasarruf açığının gsyih’ya oranının yüzde 5,3 düzeyinde gerçekleştiği, özel kesim tasarruf fazlasının gsyih’ya oranının ise yüzde 3,1 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Merkezi yönetim bütçe açığı, ekonomik faaliyetin daralması ve vergi indirimlerinin etkisiyle büyümüştür. Bütçe açığının büyümesine bağlı olarak, kamu kesimi açığının gsyih’ya oranı yüzde 1,6’dan yüzde 6,4’e yükselmiştir.



Toplam kamu borç stokunun gsyih’ya oranı yüzde 47 düzeyinde gerçekleşmiştir. İç borç stokunun gsyih’ya oranı 6 puan artarak yüzde 35’e, dış borç stokunun gsyih’ya oranı ise 2 puan artarak yüzde 12’ye yükselmiştir. Enflasyon 1968’den sonraki en düşük düzeyi olan yüzde 6,5’a gerilemiştir. Enflasyonist baskıların hafiflemesi, Merkez Bankasının kısa vadeli faiz oranlarını düşürmesine imkan vermiştir, politika faizleri 2009 yılı içinde toplam 8,5 puan düşürülmüştür. Kısa vadeli faiz oranı da piyasa tarafından belirlendiği dönemler itibariyle, ilk defa tek haneli düzeye çekilmiştir. Likidite imkanlarını arttıran Banka piyasaya açık piyasa işlemleri yoluyla likidite sağlamıştır. Ayrıca, döviz alım ihaleleri yoluyla net 3,3 milyar ABD doları döviz satın alınmıştır.



İşsiz sayısının sınırlı düzeyde de olsa artmasına karşılık, işgücünün ve istihdamın artmasına bağlı olarak, işsizlik oranı gerilemiştir. Türkiye’nin kredi notu ve görünümü, 2009 yılında çeşitli derecelendirme kuruluşları tarafından 4 kere artırılmıştır. Aralık 2009 itibariyle Türkiye’nin ülke notu, S&P tarafından BB-, Moodys tarafından Ba3 ve FITCH tarafından da BB+ olarak belirlenmiştir.



Toplam mevduatın krediye dönme oranı 2008 Eylül döneminde yüzde 84 iken 2008 yılı sonunda yüzde 81’e, 2009 yılı sonunda yüzde 76’ya gerilemiştir. Kredi stokundaki yıllık büyüme hızı Ekim 2009 itibariyle yüzde 0’a kadar yavaşladıktan sonra yılın son iki ayında artmış ve Aralık 2009 itibariyle yüzde 4’e yükselmiştir. Kredi stokunun gsyih’ya oranı 2 puan artarak yüzde 39 olmuştur. Toplam kredilerin yüzde 73’ü TL cinsinden kullandırılmıştır. Dış ticaret hacminin gsyih’ya oranı 6 puan gerileyerek yüzde 39 düzeyinde gerçekleşmiştir. İç talebin daralmasına bağlı olarak cari işlemler açığı hızla küçülmüş, cari açığın gsyih’ya oranı yüzde 2,3 olmuştur.



Yıllık bazda sermaye girişi cari işlemler açığının altında kalmıştır. Sermaye girişi geçen yıl 34 milyar dolardan, 2009 yılı sonunda 6 milyar dolara gerilemiştir. Özellikle reel sektörün dış borç kullanımı azalmıştır. Dış borç stoku 271 milyar dolara gerilemiş, ancak dış borç stokunun gsyih’ya oranı 7 puan artarak yüzde 44’e yükselmiştir.



Kaynak: TBB Raporu (TBB tarafından verilen kısmi yayın izinine dayanılarak kısmen alıntı yapılmıştır)